İzleyiciler

hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2013 Pazar

En Kötüsü De Ne Yapacağını Bilememek

Şu sıralar "Dünyanın ne yapacağını en az bilen insanı" kategorisinde Guinness'e aday olsam yeridir! Elimi nereye atsam bilemedim. Her durum iki ucu boklu değnek gibi geliyor. 


Blog'dan da öyle bi uzaklaştım ki. En kısa zamanda dönüş yapmak istiyorum. Aslında her gün bloglovin'deyim, hepinizin takibindeyim. Ama fotoğraf çekmek, bir şeyler yazmak o kadar zor geliyor ki. Bir de yeni yeni bir dünya blog türemiş. Tekrar bu dünyaya karışmak, ne bileyim zor geliyor işte.


Bu arada Eğitim Fakültesi mezunu olup tekrar Eğitim Fakültesi'nde başka bir bölüme başlayan var mı?

7 Temmuz 2012 Cumartesi

KPSS

Merhaba,

Netbook'umun şarj girişi bozuldu. Zar zor şarj ediyorum. Fazla güncel tutamıyorum bu yüzden blogu. Bilginize :)

Blogumda aylardır var olan kpss sayacı bugün sıfırlandı nihayet. Sınav hakkında söyleyecek pek bir şeyim yok. Dershaneye gittim fakat çok da sıkı hazırlandığımı söyleyemem. Okuduğum bölüm itibariyle az buçuk hazırlanmak da önümüzdeki senenin sınav giriş bileti dışında başka hiiiç bir sonuç doğurmuyor.


Genel kültür-Genel yetenek denemelerinde en az 80-85 net yapıp çıkmışımdır her zaman. O da en az. Yine o şekilde bir sonuç bekliyordum. Türkçe ve matematiği bitirdiğim anda saate baktığımda sınavın bitmesine beş dakika kalmıştı. İlk defa bir sınavda süre sorunu yaşadım. O 2 saat nasıl öyle geçti ben nasıl farkına varamadım hiçbir şey anlamadım. Son 5 dakikada da 10 coğrafyayı koşar gibi çözmeye çabaladım. Elimi sürmediğim 50 soru var. Yani sonuç tam bir FİYASKO!!!
Matematikten 30 da 30 yapacak olmanın gururunu yaşıyorum en azından. Sözel öğrencisi olarak haklı gururum! :P


Sonra o moralle İngilizce sınavına girdim. Bir saati de o şekilde kalem geveleyerek geçirdim. 


Sınavda sıralar yerlere monte edilmişti. Kitapçığa bakmam için öyle bir öne uzanmam gerekiyordu ki. Genel uyarılmışlık düzeyimin içine eden bir durum yaşadım yani. Üstelik 3 saatlik sınavdan çıkıp 1-2 saat dinlenip tekrar 2buçuk saatlik bir sınava girmek ne kadar verimli olur tartışılır!!! Neden eğitim bilimleri cumartesi yapılır anlamıyorum?! 


Eğitim bilimleri de oldukça kolay geldi. Hep alışık olduğumuz o uzuuuuuuuuuuuuuun paragrafları göremedim. Hep kafa yoran cinsten olan sorular gayet netti, temizdi... Hayret.


Kısacası 1 yıl daha öğrenciyim. Bu yıl zaten kazanmayı pek hakettiğimi düşünmüyorum. Hiç emek vermedim diyemem ama gereken emeği kesinlikle vermedim. Ama okul öncesi öğretmenliği, pdr gibi bölümler okusaydım bu puanla 3 ay sonra görev başında olacaktım. Canımı sıkan nokta da burası. Hepimiz 4 sene boyunca eğitim fakültelerinde öğrenim görüyoruz. Kimi 70 puanla en güzel şehirlere atanabiliyorken ben 85 puan da alsam atanamıyorum. Benim 90 puan alıp en ücra köşelere gitmek için bakalım kendimden kaç sene daha vermem gerekiyor...

Gerçekten hakeden arkadaşlarım vardı. Umarım onlardan güzel haberler gelir. "Çalışırsam 90 puan alabilirim." diyebileceğim birkaç güzel örneğe ihtiyacım var.

26 Ocak 2012 Perşembe

Ahh ahh =(




Merhaba arkadaşlar. Bugün size cicili bicili ojelerimi gösteremiyorum. Notlarım açıklanmış. Durum bu tablodan ibaret...

FF var orda bi tane! 3 senedir aynı dersi almaktan bıktım. Ders hakkında bilmediğim tek bir şey dahi kalmadı artık! Ama hatun bi türlü geçirmiyo!!! Beğendiremiyorum hiçbir sınav kağıdımı=(

Aslında notlarım fena değil :P 3 tane AA'yı ben yanyana hiç görmemiştim daha önce:D

DC olan notumu gördüğümde ufak çaplı bir sevinç krizi geçirdim. Çünkü zibilyon tane konusu olan bir ders. Ahanda geçmişim yuppii derken du ben şu hocamı arayayım dedim. Hocayı aramamla sevincimi boğazımın en diplerine itmem bir oldu. Malesef ders geçme sistemimiz değişti. Ve artık DC ile not geçme diye bir şey yok!!! Anlayacağınız kalbim 2 ders için büt büt atacak önümüzdeki günlere.

İsyeaaaaaaaaaaaaann diyesim var isyeaaaaaaaaaaaann!!! 2 tane ders. Of puf!

Bu hafta boyunca mümkün olduğunca bilgisayardan uzak duracağım. 2 Şubat'ta ''olley be!'' başlıklı bir yazı girmek istiyorum=( Eğer 2 Şubat'ta olley be diyemezsem derslerden birini geçemezsem sonra 8 Şubat'ta mezuniyet için tek ders sınavına gireceğim. Ama ben o sınava kalmayı hiç istemiyorum =( Çok bunaldım. Bu şehirden aylardır dışarı çıkmadım sanırım. O yüzden 2 Şubat günü mutlu mutlu İstanbul'a gitmek istiyorum. Aswang söz verdi. İstanbul'a gittiğimde bana ocelerinden sürceeeeek =) Aahh şu haftayı bi sağ salim atlatayım da...

Bana bol şans dileyin. Atanmaya dair pek ümidim yok. Ama en azından ''üniversite mezunu'' sıfatını taşıyabileyim be:p

Hoşçakalın! :)

25 Ocak 2012 Çarşamba

Ben yine özledim

Ben yine özledim. Yine binlerce fotoğrafımı bireer bireeeer gözden geçirdim :) 2 yıl önce bugünlerde vize almak için Ankara'daydım. İçimde ''ya vize çıkmazsa, ya gidemezsem'' korkusuyla hemde. Sonra aradan 1 hafta geçti, pasaportum geldi. Ups kargo elemanının gelişini hala hatırlıyorum =) Pegasus'tan bilet alındııı veeeeeeee 10 Şubat 2010 sabahı bu kız tek başıma uçak koltuğunda gözünden gelen bi kaç damlayla Brüksel'e doğru yol aldı =) 19 yaşındaydım. Şehir dışına bile tek başıma çıkmamıştım ki daha önce. Heyecanlıydım...

O heyecanla gittim hemen fotoğraf makinemi alır almaz Paris'e! =)


Her ırktan insanın yaşadığı bi yurtta en güvenli buzdolabı benim için pencere kenarıydı :) Çook şeylerim çalındı mutfaktaki ortak buzdolabından. Çok aç kaldım. O yüzden akıllanıp pencere kenarımı bu iş için kullanmayı öğrendim :P


Şu fotoğrafı öyle benimsemişim ki. Resmen ben orda doğup büyüdüm. Kimliğimi açıp bakıcam valla mahalle-köy kısmında filan bu şehrin ismi yazması lazım mutlaka =D Ben burada yaşamak istiyorumm yaa =((


Flamanca'ya dair bildiğim tek şey ''dank u well'' ve ''alştublift'' iken bu konserden de zevk aldım. Düşünün artık nasıl aşkla yaşadığımı:( (kelimelerin yazılışını hala bilmiyorum =D)

Kriek-kirazlı bira. Onu da çok özledim. Kız birası =P


Hadise stayla konuşan gurbetçi gençlerimizden biri aşkının numarasını otobüslerin duvarlarına yazmış. 


Pazar günleriydi sanırım. Çiçek pazarı olurdu. Geceleri uyumazdım. Sabah erkenden gider gezerdim çiçek pazarında. İçim açılırdı, huzur bulurdum. Sonra yurda döner akşama kadar mis gibi uyurdum =P
Bu arada papatyadan daha güzel bi çiçek var mı ya....


Color block modasına pek takip eden bi ülkedeydim ben canıım =D


Akdenize kocamaaan kıyısı olan bi ülkede Akdeniz'i bile görmedim ben. Kuzey Buz Denizi kenarında almışım elime kum tanelerini... Hayat fırsatları nerden sunacağını bilemiyo:)


Bot turlarını da özledim. Cebimde beş kuruş bırakmayan suçluların başında geliyo bu botlar =)


Namur en sevmediğim şehirdi galiba. Hem ben Valonya'yı sevmedim ki.


Brüksel <3


Ihmmmmmmmmm...


Yumurta kapıya mantığıyla 1 güne sıkıştırdım koca Flamanca sınavını.
Sonuç= Sertifikam yok =D


Günlerce köfte köfte diye sayıklamıştım. Rüyalarıma bile girmişti hatta. Bu tabak önüme konulduğunda dünyalar benim olmuştu. Şimdi mutfakta 10 adım ötemde köfte olsa ne yazar peeehh...


Bu güzel yer benim okulumun bahçesiydi. =(


Happy hour <3 Her şeyden 2şer 2şer ;) :) 


Şu fotoğrafı görünce karnımdan ilginç sesler gelmeye başladı o.O 


Topuklu ayakkabıyla gezmeye giden aklıma şaşayım. Bulduğun yerde ayakkabıyı çıkarır oturursun kıçının üstüne =)


Bu fotoğraf araya niye sıkışmış bööö=( Ağlayarak çektiğimi hatırlıyorum sadece...


Bu da veda fotoğrafım. Acaba bi daha merhaba diyebilecek miyim Belçika'ya. Ben bu ülkeyi neden bu kadar benimsedim. Yaşadıklarımdan mı, çevremdekilerden mi? Bilmiyorum... Ama çok özlüyorum. Her karesini deli gibi özlüyorum. 


Brugge'den bir kare. 


Güzelliğini sevdiğimm...


Ah siz olmasaydınız biz ne yapardık?=) Lüksemburg'da da karnımızı siz doyurdunuz :)


Türk bayrağı görünce çıldıran kız fotoğraf makinesine saldırır=))


Brüksel'in meşhur çocuğu. Bi çikolataya göre pek de yenilesi durmuyo bence bu sidikliler :D


Barbekü partilerimizden sonra ateş yakıp polarların içinde sızmayı özledimmm...


Bir ülkenin her şehri mi böyle güzel manzaralarla dolu olur?!


''Beyin bedava''



***

Su an çok fena "Tülaaaaaaaaay çok özlediiiiiim geri dön aşkııııııııııııııııııııııııımmm" modundayım. 
=((

29 Ekim 2011 Cumartesi

Kağpeğğseğseğğ günlüğü vol1

Kitaplığımı düzenleyeyim dedim...


Şimdilik 4set eğitim bilimleri&2 set g.kültür/g.yetenek ile başlıyorum yola.
Zamanla artacak tabii sayıları, aşağıdaki raflardaki romanlar kalkacak yerine de Kpss kitapları oturacak.
:)


Bu arada bir günde 4 mevsimi yaşayan bünyeme ne diyosunuz?
:)

3 yıl bitti, biz bittik...

Yine uykusuz bi gece... Halbuki alışmıştım saat 1 olduğunda uyumaya. Düzene girmişti uyku saatlerim. Başımı yastığa koyduğumda saatler geçmesi gerekmiyodu uyumam için. Saat 4 oldu. Ben hala kapatamadım gözlerimi...


Çok acı olmaz mı 3 yılı devirdiğiniz birisiyle bir daha görüşemeyecek, konuşamayacak olmak?! Geçen yıllarla birlikte küçücük bir şehirde her köşede anıları babasız bırakmak...


Bir hafta oldu bugün biteli. Ara ara ağlama vursa da 3dakikadan fazlasına engel oluyorum. Yoksa otobüste, derste, orada burada her yerde aklımdasın. Her aklımda olduğunda da gözlerim doluyor, biliyosun zaten sen beni, hep ağlarım...


Ufacık şeylerle ne kadar çok kırdın kalbimi. Mükemmel değilim elbette. Bağıralım, çağıralım. Kızalım  birbirimize, kaş karartıp somurtalım saatlerce. Ama birbirimizi kaybetmekten korkalım. Korkmadın, öfkenden korktum...


Neler yaşadığımızdan bahsetmicem... Yazdım yazdım sildim. Çünkü yazarken aklıma hep ''iyi'' olarak geliyorsun. Ne yazık ki elim telefona varıyo. O yüzden az önce yazdığım kocaman bi paragrafı sildim gitti...


İyiydin. İyiydik. Ama ben gideyim diye her şeyi yaptın. Bitmesini özellikle istediğin için böyle davrandığını sanmıyorum. Çünkü sen hakka inanırsın. Her şey ne kadar karşılıklı olsa da hep üzerindeki haklarımı bilirsin. Sana yıllarımla birlikte verdiklerimin farkındasın... O yüzden bana asla ''bitsin'' demedin, bitmesini istediğini de sanmam. İçinde zerresi kalmayan kaybetme korkusu oldu bütün bunlara sebep. ''Nasıl olsa beni bırakmicak'' diye düşündüğün için sarfettin onca sözü... Hayır hayır... Sen iyi değilsin! Söylediklerini en yakın arkadaşıma bile anlatamayacak kadar utanıyorum senden!


Bugün attığın mesajları yok saydım. Barışcaz nasıl olsa deyip sadece ''Alooo'' filan yazıyosun sonuçta. Hemen dönüp ''iyi değilm seni özledim'' bla bla diyeceğimi sanıyosun hala... Bi özür dileme tenezzülünde bulunsaydın keşke:) En azından şu sözü geçirmezdim içimden: Yazıklar olsun sana!


Bu sefer bitti. Çok istedin gitmemi. Gidiyorum. Hiç bu kadar kararlı olmamıştım daha önce. Sana göre her şey geri gelecek gibidir hala belki. Ama bugün ayrılığın birinci haftasını kutluyorum ben. 


Sen giderken bu yazıyı yazmıştım buraya. Şimdi de kendim gidiyorum, kendim için yazıyorum...
İbreti alem olsun bu da. Her şey bitebilir, herkes gidebilir :)


Doldum taştım. Tanyeli'yle konuşmuştum bugün bu konu hakkında. Biraz rahatlamıştım. Ama yine ''Sen'' krizine girdim. Unutmak istiyorum her şeyiiiiiiii...............


Yarın ordayım yazmışsın bugün telefondan. Simdi yarın ne giyeceğimi düşünmem gerekiyodu, ağlamam değil...


Senden ve senin öfkenden nefret ediyorum. Çirkin sözlerini de al git... Yarım saattir ağlaya ağlaya yazdığım bu yazıyı haketmiyosun...


Bittik.

13 Ekim 2011 Perşembe

Sevgilinin Gitmesi...

Yine bu şehirde öksüz kaldığımı hissetmeye başladım. Arkadaşım yok mu? Tabii ki var. Ama en iyi arkadaşım gidince öksüz kalıyorum. Ağlatsa da, üzse de, odunun alası olsa da o benim en iyi arkadaşım. Bi şehir öteye gitti
. Fazla uzak değil bi kaç saatlik mesafe. Ama bu hüngür hüngür ağlamamama bi sebep değil.




Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaşş...
Sorma :'(
Offff..

.Dipnot: Bu şarkı Ayşegül Aldinç'le güzel.

27 Eylül 2011 Salı

Ders arası/Oje molası

Soğuyan havaya inat rengarenk olmak istiyorum. Mavilere bürüdüm tırnaklarımııı.

Hemde Flormar 430 mavisine...

(Kankalarım ve ben)
Flaşsız. Ama gerçeği yansıtmıyor:)

 Bu arada neden sadece fotoğraflarda farkedebiliyorum dipteki yamuk sürülmüş kısımlar. Alalah yauu...

İşte böyle!
Oje sürmek iyi hoş da ders çalışma kısmı üzücü. Üstelik geçen seneki Türkçe Öğr. mezunlarından bir kişi bile atanamadı benim okulumdan. Çok korkuyorumm :(( 
Neyse oje sürdüm mutlu oldum sandım bir an ama bi yukarı satırdaki cümlem moralimi yeniden bozdu. 
ATANMAK İSTİYORUM. ÖĞRETMEN OLMAK İÇİN OKUDUM BAŞKA BİR MESLEKTE OLMAK İSTEMİYORUM. Öğretmen olunca sadece parlatıcı sürcem tırnaklarıma valla bak bu mavileri filan sürmem daha bozmam yani çocukların psikolojisini. Ama atayın ya atayıııııııınnnn...

Off...

Düzenleme: Babam o neee?!?!? deyince uzaylı gibi hissettim kendimi. Gidip üstüne siyah çatlatma yaptım ben de:D Bu haliyle de daha az dikkat çekici olduğunu söyleyemem ama nedense kendimi daha rahat hissettim çatlatınca:)


23 Eylül 2011 Cuma

Uyumak? Wtf?!

Saat 4ü gösteriyo. Ben yine ayaktayım. Kendime sinir oluyorum. Sabah 6yı bulmadan uyuyamaz oldum. 6 olsun öyle rahatlıyorum. Çok sinir bozucu.

Kaçta uyandığımı söylemeye bile utanıyorum. Öğlen 1 de uyanmak için alarm kuruyorum ve u-ya-na-mı-yo-rum. Sonra bi açıyorum gözümü saat olmuş 4! Kendimi suçlu hissediyorum. Gün içinde yapacak pek bi şeyim yok evde kös kös oturmaktan başka tamam, ama yine de uyandığımda ağlayasım geliyo. Alıyo bi pişmanlık duygusu beni...


Off sonra o yataktan zar zor gözümü açıp kalkıyorum. Bütün gün baş ağrısıyla geziyorum bu da cabası...

Uykuyla ilgili gerizekalıca bi problemim daha var benim. O gün sabah 6da da uyanmış olsam, yorgunluktan elim kolum tutmuyo dahi olsa yatağa girdikten en az 1 saat sonra uyuyabiliyorum. 5 dakika değil 15 dakika değil hadi yarım saat olsun o da değil ama 1 saati buluyo benim uyumam. :(


Dün sabah Erzincan'da deprem oldu bu arada. Yeni dalmıştım uykuya. Saat 6buçuk civarıydı sanıyorum. Kuzey komşusu olarak bizim şehirde de hissedildi deprem. Sonra da daha uyuyamadım korkudan. Karadeniz'in doğusu deprem bölgesi değil, o yüzden hiç hissetmemiştim daha önceden depremi. Bi daha da hissetmek istemem zaten :(
Neyse... Dün sadece yarım saat 6 ile 6buçuk arası uyudum. Hala ayaktayım. Anlattıklarımın ciddiyeti ortadadır herhalde:) Deli gibi uykum var şu anda da. Saat 1de yatağa girmeme rağmen şu saat oldu uyuyamadım ve bilgisayar açtım. Açmışken anlatayım dedim uykumun moronluğunu.
Şimdi tekrar uyumaya çalışcam. Uyuduğumda saat kaç olur bilmiyorum ama uyanıcam saatin en erken 3buçuk olduğunu garanti edebilirim. :P

Pazartesi olsun, okulum açılsın. Sabah 7de uyanıp derslere gideyim yine. Düzene girsin hayatım... Aman Allah'ım neler diyorum ben!!! Hayır hayır bütün dersler öğleden sonra olsunn vallahi sokarım ben hayatımı düzene nolur sabah 8e ders koymasınlarr! :(

Neyse! Gidiyorum şimdi. Uyicam valla söz. Bye!

11 Eylül 2011 Pazar

Blog adı değişikliği.

Merhaba...
Artık ismim makyaj sever değil just untitled canlarım:P Daha önceden paylaştıgım linklere tıklandığında blogumu kapatmış görünüyorum. Ama sadece taşıdım. Taşımış sayılıyorum heralde ismini değiştirince. Neyse. Bilmiyorum yahu aa daraldım :D Bi cıgara daha yakak mı la?

10 Eylül 2011 Cumartesi

Bu gece...

Evde yalnızım bugün. Bazen çok iyi geliyor böyle yalnızlıklar. Televizyonda açacağım bir müzik kanalı. Bilgisayar kapalı olacak. Uzanacağım koltuğa. Sevgilim erkenden uyuyacak yine. Telefon da iptal olacak yani. Yalnızca kendimle ilgileneceğim. Düşünecek o kadar çok şeyim var ki şu sıralar. Hepsine bol bol vakit ayıracağım bu gece.
Sigara kullanmam. Ama geçen seferki ''evde tek başına'' günümde almıştım bir paket. Yarısı duruyor hala paketin içinde, kitaplığımda. Onu da içeceğim bu gece... Yanında da sınırsız kahve.
Çok özledim kendimi... Hasret gidereceğim bu gece benimle.
Şimdi markete gidip kahve ve çikolata alacağım. Bir şey isteyen var mı?

23 Ağustos 2011 Salı

Belki birgün çok özlerim diye çektiğim fotoğraflarım... Tam da şu anda çok özledim...

21 buçuk yaşındayım. Bu da 257 aya tekabül ediyor. Ben 5 ay yurtdışında yaşadım. Bu 5 ay 257 aydan daha baskın gelmiş durumda.
Yalnızdım. Tek bir insan bile yoktu tanıdığım. Tabi her şey sadece giderken böyleydi. 5 ay sonunda yüzlerce insan tanıdım. Farklı dinden, farklı dinden. İspanyolca küfür etmeyi öğrendim. Macarca'da da şapka kelimesinin Türkçe'yle aynı telafuzda aynı yazılışta aynı anlamda olduğunu öğrendim. Tortillayı İspanyolların tabağından yedim. Sangria içtim ilk defa. Bacardi-kola'yı çok sevdim. Patates ve makarnadan başka bir şey yemedim ama hiç şikayet etmedim. Gece saat 12de havanın karardığını gördüm. Yedeğine başkasının sahip olmadığı bi anahtara sahip oldum. Otobüslere kaçak bindim. Vizem olmadan başka ülkelere girdim dizlerim titreye titreye:) Amsterdam'a da gittim. Esrar şehrine. I amsterdam'ın önünde yüzlerce poz resim çektirdim. Gittiğim her şehirde kanal turu yaptım. Beş kuruşsuz kalıp Tr hesabımı dakika başı gidip yokladım da. Paramın bol olduğu günlerde gittim mis gibi Türk dönercilerinin birinde dürümümü yedim. 4 saat boyunca ikea aramıştım bi kere de yürüye yürüye:) Bara gittim, diskoya gittim. Çok da eğlendim. Bisiklet arkalarında yarı sarhoş filan bile gezdim. Odamın kapısını çalan birileri oldu mutlaka her gün. ''Let's go to the party'' diyen Christina'm vardı:) Portekizlilerin İspanyollarla anlaşabildikleri dilin, Azerilerle Türklerin arasındaki gibi olduğunu farkettim. Ha bu iki ülkeye mensup şahsiyetlerin süper derecede eğlenceli, enerjik olduklarını ve hızlı konuştuklarını biliyorum artık. Eiffel'in önünde resim çektirdim. Şanzelize'de kendimi süper özgür hissettim. Ama asla kendimi kaybetmedim. 

Kısacası ben o günleri deli gibi özledim. 257 ayda yaşamadığım şeyi 5 ayda yaşadım. Çok mutluyum. İyi ki yapmışım dediğim tek şeydir belki de bu. Sabiha Gökçen'den uçağa binerkenki halim, Sabiha Gökçen'de uçaktan indiğim halimden çok farklıyıdı.(ruhen) 

Anımsadıkça bile o kadar mutlu oluyorum ki...




 Hep güneş gizlendi, hep çok soğuktu, ama hiç içim üşümedi...












 Güzel ükleye(ikinci ülkeme) veda ederken... Canımın çok yandığı dakikalar...

Güzel bi rüyaydı... Bir sene önce uyandım ama hala etkisinden kurtulamadım. 
Acı bi mutluluk yaşıyorum şu anda...
Tekrar gitmek istiyorum...
Hayır hayır tekrar gitmek değil, AYNI İNSANLARLA tekrar orda olmak istiyorum...
İmkansızı istiyorum evet :(

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...