İzleyiciler

öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2013 Cuma

İndirim Alışverişi

Bütün gün blog listemde "Watsons Alışverişim" "Gratis Alışverişim" başlıklı yazılar döndü durdu. Gözümün önünde binlerce lira kozmetiğe yatırıldı. Küçük bir şehirde yaşıyorum Watsons Gratis yok tamam ama canım çok çekseydi gerekirse komşu şehre gider yine de o alışverişi yapardım. Ya pintileştim ya da kozmetiğe artık ilgim azaldı. Uzun zamandır ihtiyacımdan fazlasını almıyorum. Sağlıklı mıyım? Kesinlikle! :) 



Aldıklarınızı güle güle kullanın hatunlar! :)

7 Ağustos 2012 Salı

Döndüm

Tam 1 aydır yazmıyormuşum. Teknik sorunlardan dolayı uzunca bir süre uzak kaldım malesef. Benim için 1 ay gerçekten çok uzun bir süre. Telafi etmeye çalışacağım :) Özlemişim...




7 Temmuz 2012 Cumartesi

KPSS

Merhaba,

Netbook'umun şarj girişi bozuldu. Zar zor şarj ediyorum. Fazla güncel tutamıyorum bu yüzden blogu. Bilginize :)

Blogumda aylardır var olan kpss sayacı bugün sıfırlandı nihayet. Sınav hakkında söyleyecek pek bir şeyim yok. Dershaneye gittim fakat çok da sıkı hazırlandığımı söyleyemem. Okuduğum bölüm itibariyle az buçuk hazırlanmak da önümüzdeki senenin sınav giriş bileti dışında başka hiiiç bir sonuç doğurmuyor.


Genel kültür-Genel yetenek denemelerinde en az 80-85 net yapıp çıkmışımdır her zaman. O da en az. Yine o şekilde bir sonuç bekliyordum. Türkçe ve matematiği bitirdiğim anda saate baktığımda sınavın bitmesine beş dakika kalmıştı. İlk defa bir sınavda süre sorunu yaşadım. O 2 saat nasıl öyle geçti ben nasıl farkına varamadım hiçbir şey anlamadım. Son 5 dakikada da 10 coğrafyayı koşar gibi çözmeye çabaladım. Elimi sürmediğim 50 soru var. Yani sonuç tam bir FİYASKO!!!
Matematikten 30 da 30 yapacak olmanın gururunu yaşıyorum en azından. Sözel öğrencisi olarak haklı gururum! :P


Sonra o moralle İngilizce sınavına girdim. Bir saati de o şekilde kalem geveleyerek geçirdim. 


Sınavda sıralar yerlere monte edilmişti. Kitapçığa bakmam için öyle bir öne uzanmam gerekiyordu ki. Genel uyarılmışlık düzeyimin içine eden bir durum yaşadım yani. Üstelik 3 saatlik sınavdan çıkıp 1-2 saat dinlenip tekrar 2buçuk saatlik bir sınava girmek ne kadar verimli olur tartışılır!!! Neden eğitim bilimleri cumartesi yapılır anlamıyorum?! 


Eğitim bilimleri de oldukça kolay geldi. Hep alışık olduğumuz o uzuuuuuuuuuuuuuun paragrafları göremedim. Hep kafa yoran cinsten olan sorular gayet netti, temizdi... Hayret.


Kısacası 1 yıl daha öğrenciyim. Bu yıl zaten kazanmayı pek hakettiğimi düşünmüyorum. Hiç emek vermedim diyemem ama gereken emeği kesinlikle vermedim. Ama okul öncesi öğretmenliği, pdr gibi bölümler okusaydım bu puanla 3 ay sonra görev başında olacaktım. Canımı sıkan nokta da burası. Hepimiz 4 sene boyunca eğitim fakültelerinde öğrenim görüyoruz. Kimi 70 puanla en güzel şehirlere atanabiliyorken ben 85 puan da alsam atanamıyorum. Benim 90 puan alıp en ücra köşelere gitmek için bakalım kendimden kaç sene daha vermem gerekiyor...

Gerçekten hakeden arkadaşlarım vardı. Umarım onlardan güzel haberler gelir. "Çalışırsam 90 puan alabilirim." diyebileceğim birkaç güzel örneğe ihtiyacım var.

29 Haziran 2012 Cuma

Can Acısıyla Yazılmış Bir Yazı :P

Merhaba,

Okulum bitti, boşluğa düştüğümü fark ettim. Bu yıl Kpss'de başarılı olamayacağımın da bilincindeyim. Bu yüzden birkaç ay bir yerlerde çalışmak istedim yaz için. 

Yaklaşık bir aydır gördüğüm iş ilanlarına bakıyorum. Gir-çık yapacak işçi istemiyor hiçbir işveren doğal olarak. Tecrüben var mı sorusuna hayır dediğiniz anda suratları düşüyor hepsinin. Tecrübe kazanmak için de tecrübesizken çalışmak gerekmiyor mu??? 



Evde olmak beni çok bunaltmıştı. Sabaha kadar otur, öğlene kadar uyu rutinleri canımı çok sıkıyordu. Ama bahsettiğim işverenler bir öğretmen adayını tezgahtarlığa, garsonluğa layık göremiyorlardı.  Belki lise mezunu olsam hadi gel çalış diyebilirlerdi. O zaman daha becerikli olacağıma inanırlardı, eminim...

İyice "Amaan çalışmıyorum!" moduna girmişken tesadüfen sorgusuz sualsiz bir işe girdim. Garsonluk, ha pardon komilik... 3 gündür çalışıyorum bahsettiğim işte. Sabah 7'de işbaşı yapıp akşam 7'de çıkıyorum. Çalıştığım 12 saatin sadece 15 dakikasında yemek yemek için oturuyorum. Bir de ayaklarımın ağrısından ağlayacak dereceye geldiğim anlarda tuvalete kaçıp 2'şer 3'er dakika oturuyorum klozetin kapağını indirip. Tam 12 saat boyunca en fazla yarım saat oturuyorum kısacası...
Böyle de resmi giyiniyoruz işte. Siyah kumaş pantolon, beyaz gömlek... Klimasız güneşin bağrında daracık gömlekle ne halde olduğumu tahmin edersiniz...



Dün akşam 12 saatimi doldurduğumda çıkacakken patrona çıkıyorum diye söyleyeyim dedim. "Ben çıkabilir miyim?" dememle direkt saatine baktı. Dakikamı kontrol etti. 15 dakika geç söyledim üstelik hemen kaçmaya hevesli diye geçirmesin içinden diye. O an o saatine bakınca gözlerim doldu. İnsan olduğunu unutuyor insan böyle durumlarda. Son damlana kadar tüketiyorlar. Çünkü o patron, sen işçisi... Müşterilerin gerzekliğinin önüne geçiyor patronların embesilliği.

Ömür boyu bu tarz yerlerde çalışmak zorunda olanları düşünüyorum... Yazık ya. "İnsan" bu kadar değersiz olamaz. İnsan ağrıdan tuvalete kaçıp kaçıp oturacak kadar değersiz olamaz. Tamam çok ezik bi yazı oldu ama 3 gündür çok ezik bir haldeyim, anlayın :) Abimle dün kazandığımız günlüğü hesaplıyoruz. Onunki 100 lirayken benimki 20 lira. Şaka gibi değil mi?

Dershanede öğretmenlik de yapabilirdim ama Türkçeye pek ilgi yok bu tarz yerlerde. Zaten onların da bahsettiğim işverenlerden farkı yok. Stajyer sıfatıyla beş kuruş almadan bir seneni onlara vereceksin ki daha sonra 3-5 kuruş alabilesin. 

İşverenlerin profesyonellik gereği böyle davrandığını düşünüyorum bazen de. Ama o zaman insan değil robot çalıştırsınlar. 



Bu arada babası zengin diye patron olan patronumuz benden en fazla 5 yaş büyük olmasına rağmen bana "kızım" diye hitap ediyor. Ama bugün bunun için nasıl olduysa(!) özür diledi. Önce canım dedi, sonra canancım dedi, en son çıkarken de görüşürüz hayatım dedi. Dümbük! 



Bu arada saat daha 10 ve benim deli gibi uykum var. Ayaklarımı eski bir tarakla yavaş yavaş kaşıyorum eve geldiğimden beri :D Nasıl acı içinde olduğumu görün :D Ayaklarım kan dolaşımı manyağı oldu. 3 günlük emeğim bari ziyan olmasın diye 4 gün daha çalışıp haftalığımı alıp defolup gidicem. Yani şafak 4! Bekle beni sabah uykusu, bekleyin beni üzerine bastığımda canımı acıtmayan ayaklar. Ühühüüü :( 


En azından eğer birgün işveren olursam müşteriye verdiğim değerin elimin altındakilerin suyunu çıkararak gösterilmeyeceğini bilirim. Eee, ne demiştim, tecrübe...

19 Haziran 2012 Salı

Amaçsız.







Şu yazıyı amaçsızca yazıyorum. Aklımda tek bir fikir bile yok ne yazacağıma dair. Sadece elim yeni kayıt butonuna gitti,, bakalım cicili bicili ojeler, rujlar olmadan da bir şeyler yapabilecek miyim dedim. Fotoğrafları süslemesi kolay tabii... 







Sanırım şu an biraz can sıkıntısı yaşıyorum. Gereksiz sıkıntılar değil tabii bunlar. Boşuna of puf edecek keyfî sıkıntılar yaratacak bir karakterim yok. Ya da bana da öyle geliyor olabilir. Bilmiyorum.






Bu arada bu "bilmiyorum" deyişime çok takık olan birisi vardı. Her bilmiyorum dediğimde suratı düşerdi. Ben de sık sık bir şeyleri hep bilemez oluyordum herhalde. Bak şimdi yine bilemedim...










Geceleri pencereyi açıp bütün ışıkları kapatıp pencerenin dibine oturup o şekilde bir saat geçiriyorum şu son günlerde. Dışarıdan tek tük sarhoş sesleri geliyor. Başka çıt bile çıkmıyor. O şekilde oturmaktan hiç sıkılmıyorum. Neyim var bilmiyorum. Bakın yine "bilmiyorum"... 








Bi mucize olsa kpss'den yana... Atansam... Hayali bile bu kadar uzak olmasa keşke.











Çok param olsa, hesaplayarak almasam bi şeyleri. Birini alınca diğerinden vazgeçmek zorunda kalmasam. Harçlıkla değil de kendi kazandığımla yaşasam.










* Tam şu anda içtiğim kolanın içinde minicik toz kadar böceğimsi bir şey gördüm. Tam girecek yeri bulmuşş! Devreleri tam anlamıyla yaktım şu anda! Bu olmamalıydıııııı!!! :((







Bu arada ben fotoğrafsız yazı yazma özürlüyüm. 
Bu kadar depresif başladığım bir yazıyı rengarenk bezedim, çok ciddiye alanım olur çoook! :D 

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Ce-eee! :)

Selam.
Mezun oluyormuş gibi yaptığım bir mezuniyet töreninden merhaba :P 

Okulumu geçen 4 senede hiçbir zaman sevemesem de yine de o keplerin havada olduğu anlarda içim burulmadı değil.
Ne de olsa bu son kez bir yerlerden mezun oluşum. 
Son kez giyinişim böyle.

Ama hiçbir şey bu kep-cübbe ikilisinin renklerinin çok saçma olduğu gerçeğini değiştirmiyor malesef :D

Ve
Nihayet Bİ Tİ YOR...



7 Mayıs 2012 Pazartesi

Geldim

Merhaba, uzun zamandır yoktum. (Evet benim için 2 hafta uzun bi zaman :) ) Sonunda geldim. Yazılacak bi sürü yazı var. Hangisinden başlasam diye karar verir vermez başlıyorum yazmaya :P Bugün blogda post patlaması görürseniz "napıyo bu kız yeaa" demeyin :P 

Bu arada uzun zamandır ilk defa mutluyum. 


Manyetik ocelerimi de sürdüm ♥ :p :)

15 Nisan 2012 Pazar

El Kremi

Evde biriken onlarca el kreminin artık bitmesi gerekmiyor mu? El kremi kullanma alışkanlığım yok aslında. Ama en az olandan başladım kullanmaya bitireyim de yenilerine yer açılsın bir an önce diye. Zoraki sürülen kremlerle de böyle bir görüntü oluşuyor anlaşılan :)) Neyse ki çabuk emilen bir kremmiş ki şu anda ellerim klavyeye vıcık vıcık yapışmıyor ^.^


14 Nisan 2012 Cumartesi

Selam


Sıkıldım.
Saçlarımdan.
Renginden.
Boyundan.
Yıpranmışlığından.
Gelecek kaygısından.
Ders çalışmama halinden.
Umutsuzluktan.
Mutsuzluktan.
O'ndan.

Kılımı kıpırdatmamı gerektiren her şeyden.
Of!


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...