İzleyiciler

14 Şubat 2013 Perşembe

Maybelline Volum' Express Maskara

Rimelin ismini "sakın alma" olarak gönül rahatlığıyla değiştirebiliriz. Şimdiye kadar kullandığım en işe yaramaz rimel kendisi.


Hakkında yazabilecek pek bir şey bulamıyorum açıkçası. Hiçbir işe yaramıyor. Sadece kirpikleri tarama yönüyle ufak bir işlevi var. Utanmasa şeffaf rimel olacakmış.


Kaç kat sürdüysem de bu görüntüden öteye gidemedim. Hazırda olan kirpiklerimi de düşük düşük yaptı üstüne.
 Olmadı Maybelline!


A101'den 9.90'a aldım.

Kedi meraktan ölürmüş!

13 Şubat 2013 Çarşamba

Flormar Deluxe Cashmere Ruj DC27

Merhaba!

Artık kozmetik adına yenilikleri takip ettiğimi söyleyemem. Deluxe Cashmere serisiyle de yeni tanıştım. (Belki de zaten yeni bir seridir, bilemiyorum.) Bu tanışmadan da oldukça memnunum! :) 


Uzun zamandır gül kurusu hatta biraz mor renge yakın bir ruj almak istiyordum. Deluxe Cashmere serisini pamuk almak için gittiğim kozmetik mağazasında fark edince renklerine bir bakayım dedim. Alırken biraz tereddüt etmedim değil açıkçası. Rengi gayet koyu olan bu ruj her gün kullanılabilecek tarzda değil bana göre. 


Serinin geneli nasıl bilmiyorum ama DC27 oldukça kuru bir ruj. Zaten kuru olan dudaklara uygulandığında pek hoş duracağını düşünmüyorum. Aynı zamanda en az bir kırmızı ruj kadar hata kaldıramayacak olan bu renk çok dikkatli sürülmeli. 


Fakat ambalajında durduğundan daha açık bir renge bürünüyor dudakta. Tabii yine de koyu bir renk olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu durum :)


DC27'nin en büyük güzelliği ise kalıcılığı! 
5-6 saat boyunca tazelemeden durdum. Bu süre zarfında çay kahve çikolata gibi şeyler yeyip içtim. Belli belirsiz silinmeler olmuş iç kısımlarda fakat çok da büyük bir problem değil bana göre. Üstelik 5-6 saat de gayet yeterli bir süre. 


Kısacası gerek renginden gerek kuru yapısından dolayı her zaman kullanılabilecek bir ruj değil. Fakat hafif bir allık+rimel ikilisiyle zaman zaman kullanılabilir. 

Ruju 17 tl'ye aldım. Flormar'ın sitesinde 15.50 tl. Fakat site üzerindeki renk skalası oldukça saçma. Almadan önce araştırmanızı öneririm. 

30 Aralık 2012 Pazar

Meğer yaşıyormuşum.

Her gün ilk iş olarak bilgisayarı açmamın kocaman bir sebebiydi bu blog. Üzerinde saatlerce vakit harcadığım, harcadığım saatler boyunca fazlasıyla keyif aldığım bir yerdi. 1 sene boyunca yazdım. Ne olduysa  Temmuz ayında bir kopuş yaşadım blogdan. İşte o Temmuz bu Temmuz'dur ki yazmayalı bir baktım yarım sene olmuş. Ben blogger'a giriş bile yapmamışım. Onlarca yorum, binlerce mail birikmiş. Takip ettiklerim almış başını gitmiş. Ben neden neredeyse bende bağımlılık yaratan bu blogdan böylesine kopmuşum?..

Geçtiğimiz yıl benim için fazlasıyla çetrefilli bir yıldı. Kpss telaşı, işsizlik korkusu üzerine bir de 4 senelik sevgilimi hayatımdan çıkardım. Artık Haziran'a doğru iyice leylalaşmış, aklımı gerçekten beş karış havalara uçurmuştum. Moron kelimesinin beden bulmuş haliydim resmen. 

Temmuz 7'de Kpss sonrası artık kazanamayacağım kesinleşince üzerimdeki baskılardan birisi kalktı olumsuz da olsa. Ama artık kafayı yiyor gibiydim. Hayatımda o zamana kadar o kadar devasa bir boşluk hissi yaşadığımı bilmiyorum. Elimi kolumu nereye atacağımı şaşırır olmuştum. Saçma saçma işler yaptım o sıralar. Çok saçma bir dönemdi.

Eylül ayı geldi sonra.

Tamamen plansız olarak ücretli öğretmenlik başvurusunda bulundum. Ertesi gün epey ücra bir ilçenin milli eğitiminden telefon geldi. Sonraki gün de göreve başladım. Yalnız yaşama fikri peydah oldu beynime. Ve daha sonraki gün de ev tutup taşındım. 3 günün içinde oldu bütün hepsi. Ciddi ciddi bunalmışım o zamanlar :) 

O gün bugündür ücretli de olsa öğretmenlik yapıyorum. Sabahları 6'da uyanmak bile ne kadar güzelmiş meğer insan bir şeyi severek yaparsa. Makarna-hazır çorba bile çok keyif veriyormuş insana. 

İnternet de yok. Yani var da meb blogger'ı sakıncalı görüyormuş :P Bu arada ücretmen oldum diye kpss yi unutmadım. Şimdilik o konuda da her şey yolunda. 

Kısacası 5 aydır filan yokum buralarda. Hayatımın b.ka sardığını düşünür olmuştum. Elimi eteğimi çekmiştim her bir şeyden. O gecikmiş ergenliğimi tamamladım sanırım şu sıra. Çok iyiyimm!!!

Bu arada çok özlediğim isimler var buralarda. Hayırsız olduğumu biliyorum.
Hepiniz beni affedin...

Sanırım bu da yarım sene gecikmiş bir veda yazısı oluyor.




Ahanda ifşa oldum giderayak :P

7 Ağustos 2012 Salı

Döndüm

Tam 1 aydır yazmıyormuşum. Teknik sorunlardan dolayı uzunca bir süre uzak kaldım malesef. Benim için 1 ay gerçekten çok uzun bir süre. Telafi etmeye çalışacağım :) Özlemişim...




7 Temmuz 2012 Cumartesi

KPSS

Merhaba,

Netbook'umun şarj girişi bozuldu. Zar zor şarj ediyorum. Fazla güncel tutamıyorum bu yüzden blogu. Bilginize :)

Blogumda aylardır var olan kpss sayacı bugün sıfırlandı nihayet. Sınav hakkında söyleyecek pek bir şeyim yok. Dershaneye gittim fakat çok da sıkı hazırlandığımı söyleyemem. Okuduğum bölüm itibariyle az buçuk hazırlanmak da önümüzdeki senenin sınav giriş bileti dışında başka hiiiç bir sonuç doğurmuyor.


Genel kültür-Genel yetenek denemelerinde en az 80-85 net yapıp çıkmışımdır her zaman. O da en az. Yine o şekilde bir sonuç bekliyordum. Türkçe ve matematiği bitirdiğim anda saate baktığımda sınavın bitmesine beş dakika kalmıştı. İlk defa bir sınavda süre sorunu yaşadım. O 2 saat nasıl öyle geçti ben nasıl farkına varamadım hiçbir şey anlamadım. Son 5 dakikada da 10 coğrafyayı koşar gibi çözmeye çabaladım. Elimi sürmediğim 50 soru var. Yani sonuç tam bir FİYASKO!!!
Matematikten 30 da 30 yapacak olmanın gururunu yaşıyorum en azından. Sözel öğrencisi olarak haklı gururum! :P


Sonra o moralle İngilizce sınavına girdim. Bir saati de o şekilde kalem geveleyerek geçirdim. 


Sınavda sıralar yerlere monte edilmişti. Kitapçığa bakmam için öyle bir öne uzanmam gerekiyordu ki. Genel uyarılmışlık düzeyimin içine eden bir durum yaşadım yani. Üstelik 3 saatlik sınavdan çıkıp 1-2 saat dinlenip tekrar 2buçuk saatlik bir sınava girmek ne kadar verimli olur tartışılır!!! Neden eğitim bilimleri cumartesi yapılır anlamıyorum?! 


Eğitim bilimleri de oldukça kolay geldi. Hep alışık olduğumuz o uzuuuuuuuuuuuuuun paragrafları göremedim. Hep kafa yoran cinsten olan sorular gayet netti, temizdi... Hayret.


Kısacası 1 yıl daha öğrenciyim. Bu yıl zaten kazanmayı pek hakettiğimi düşünmüyorum. Hiç emek vermedim diyemem ama gereken emeği kesinlikle vermedim. Ama okul öncesi öğretmenliği, pdr gibi bölümler okusaydım bu puanla 3 ay sonra görev başında olacaktım. Canımı sıkan nokta da burası. Hepimiz 4 sene boyunca eğitim fakültelerinde öğrenim görüyoruz. Kimi 70 puanla en güzel şehirlere atanabiliyorken ben 85 puan da alsam atanamıyorum. Benim 90 puan alıp en ücra köşelere gitmek için bakalım kendimden kaç sene daha vermem gerekiyor...

Gerçekten hakeden arkadaşlarım vardı. Umarım onlardan güzel haberler gelir. "Çalışırsam 90 puan alabilirim." diyebileceğim birkaç güzel örneğe ihtiyacım var.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Hello Kitty Top Allık No:01

Hello Kitty terracotta allıktan daha önce şurada bahsetmiştim. Lipgloss ile ilgili yazımı ise buradan okuyabilirsiniz. Hah o zaman şimdi top allığa geçebiliriz :)

Ambalaj tasarımı yine çok güzel. 


Ürünün renk tonunu çok beğendim. Yaz günlerine oldukça yakışacak bir renk. 
İçerisinde sim yok. 
Bütün Hello Kitty ürünlerinde olduğu gibi baskın bir kokusu var. Kötü bir koku olmasa da birçok kişi rahatsızlık duyabilir. 
Pigmentasyonu fena değil. Ne çok fazla ne de çok az. Orta karar. Bu yüzden risksiz. 
Siyah kapağın altında bir de plastik kapağı var. Topların sabit durmasını sağlıyor. Kırılmaları büyük ölçüde önleyebilir ama yine de çantaya at çık tarzı bir ürün değil.
Genel olarak sevdim fakat topların renk tonlarının daha çeşitli olmasını isterdim. Farklı bir rengin değil de aynı rengin açığa doğru 3-5 tonu olabilirdi. 
Paraben içeriyor.


Ürünün fiyatı 35.99 tl.
20 gr.
24 ay ömrü var. 


Uygulamalı halini göstermek isterdim fakat cildim şu sıra pek iyi durumda değil. Kpss'ye birkaç gün kala ne idüğü belirsiz sivilceler peydah oldu yüzüme. Affınıza...


İstanbul'da yaşayanlar Hello Kitty cornerını Cevahir AVM'de bulabilirler.

Sevgiler ^.^

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...