İzleyiciler

20 Haziran 2012 Çarşamba

Bitenler

Neredeyse blogu açalı bir sene olacak ama henüz bir "bitenler" yazısı yazamamıştım. Çünkü bir şey bitirdiğim yok-tu! :) 
Fakat yine de gördüğünüz üzere deodorant, vücut spreyi, parfüm ve aseton dışında ürün yok  bitirdiklerimin içinde. Aslında ben ne parfüm ne de vücut spreyi bitirebilirdim. Bu aralar cimriliğim tuttu. Bu tarzda yeni bir ürün almak hiiiiç içimden gelmedi. Stokları eriteyim dedim. 


Deodorant canavarı oldum çıktım. Sabun deo, roll-on deo sevmiyorum şahsen. Sprey forever! 

Glam up'ı geçen hafta almıştım fakat 35 ml'lik bir ürün bir haftadan fazla yaşamadı ne yazık ki. Zaten kokusu tam nefretlikti.
Wild flower'ın da kokusu muazzamdı. Annem her sıkışımda yeni parfüm mü aldın seeen kokusu çok güzel diyordu :p Sanırım sihirli bir koku olacak ki anneme her seferinde farklıymış gibi geliyordu :P 
Nivea pearl beauty ise zorla bitirdiğim bir ürün oldu. Pudralı oluşu ve kokusunun bayıklığı zorla bitirmeye yeterli bir sebep sanırım.
Bu arada ter kokusundan ya da aşırı terlemeden muzdarip bir insan olmadığım için deodorantların ne kadar etkili olduğu konusunda bir yorum yapamıyorum. 


Adidas Pure Lightness spreyi alalı sanıyorum bi 4-5 sene olmuştur. Kıyamadığımdan kullanmıyordum hehe :) Kokusu o kadar ferah ki... Tam anlamıyla ismiyle müsemma :) Sanırım unisex bir ürün.
Avon Balibliss de aynı şekilde bayıldığım ve kıyamadığım bir üründü. Ama dediğim gibi cimrilik tutunca kıyılamayanların da dibi görünüyormuş :)


Sıra parfümlerde. Öncelikle şunu belirteyim şu an bir sıkımlık bile parfümüm yok ühüüü :( Hiç bu kadar mağdur olmamıştım :P 



Incandessence benim abimlerde olduğum bir günün sabahında yengemin işe giderken ortalıkta bıraktığı kokuyla hipnotize olmamla tanıştığım bir koku.(Oha! Türkçede böyle bir cümle kurulamaz o.O) Evet evet, hipnoz etkisi yarattı bu parfüm bende! :) 4-5 şişe bitirdim Incandessence'den. Üstelik kalıcı olmayışları sebebiyle Avon parfümlerinden nefret ederken Incandessence'i 2'şer 2'şer sipariş ettim hep. Her şeyden çok çabuk sıkılan ben sanırım bu parfümden hiçbir zaman sıkılmam. 


Son olarak da aseton bitiriyorum ara sıra. Parmex'in kalitesini gayet yeterli buluyorum. Hanımeli çeşidinin kokusu da beni hiç rahatsız etmedi. Parmex bu asetonu üretimden kaldırmadıkça ben başka aseton denemem :)


Gönül isterdi ki bir ruj bir oje bir allık bitireyim. Ama olmayınca olmuyor işte. Bu konuda bir uzman olarak gördüğüm sevda s. azıcık işin inceliklerini öğretse de biz de bitirdik birkaç tane oje filan :p

Hoşçakalın.
♥ ♥ ♥

19 Haziran 2012 Salı

Amaçsız.







Şu yazıyı amaçsızca yazıyorum. Aklımda tek bir fikir bile yok ne yazacağıma dair. Sadece elim yeni kayıt butonuna gitti,, bakalım cicili bicili ojeler, rujlar olmadan da bir şeyler yapabilecek miyim dedim. Fotoğrafları süslemesi kolay tabii... 







Sanırım şu an biraz can sıkıntısı yaşıyorum. Gereksiz sıkıntılar değil tabii bunlar. Boşuna of puf edecek keyfî sıkıntılar yaratacak bir karakterim yok. Ya da bana da öyle geliyor olabilir. Bilmiyorum.






Bu arada bu "bilmiyorum" deyişime çok takık olan birisi vardı. Her bilmiyorum dediğimde suratı düşerdi. Ben de sık sık bir şeyleri hep bilemez oluyordum herhalde. Bak şimdi yine bilemedim...










Geceleri pencereyi açıp bütün ışıkları kapatıp pencerenin dibine oturup o şekilde bir saat geçiriyorum şu son günlerde. Dışarıdan tek tük sarhoş sesleri geliyor. Başka çıt bile çıkmıyor. O şekilde oturmaktan hiç sıkılmıyorum. Neyim var bilmiyorum. Bakın yine "bilmiyorum"... 








Bi mucize olsa kpss'den yana... Atansam... Hayali bile bu kadar uzak olmasa keşke.











Çok param olsa, hesaplayarak almasam bi şeyleri. Birini alınca diğerinden vazgeçmek zorunda kalmasam. Harçlıkla değil de kendi kazandığımla yaşasam.










* Tam şu anda içtiğim kolanın içinde minicik toz kadar böceğimsi bir şey gördüm. Tam girecek yeri bulmuşş! Devreleri tam anlamıyla yaktım şu anda! Bu olmamalıydıııııı!!! :((







Bu arada ben fotoğrafsız yazı yazma özürlüyüm. 
Bu kadar depresif başladığım bir yazıyı rengarenk bezedim, çok ciddiye alanım olur çoook! :D 

18 Haziran 2012 Pazartesi

Golden Rose 93

Yine günün ojesi niyetiyle paylaştığım ama aslında dünün ojesi olan bir ojeyle merhaba!
Golden Rose ojeleri genel itibariyle seviyorum aslında. Gayet orijinal renkler var mesela bu Paris serisinde de. Fakat şişe tasarımları hiç hoşuma gitmiyor. Çekmecelerde haddinden fazla yer kaplaması beni sinir ediyor. Şişe dibe doğru iyice genişlediği için oje miktarı birazcık azaldıktan sonra sürüm zorlaşıyor. Ojeyi fırçaya almaya çalışmak deli ediyor. En azından durum bende bu şekilde :) Bir de bu seride bazı ojeler var ki aman allahım resmen su gibi kıvamları! 10 kat sürsen bana mısın demezler. İşin özeti şu ki Golden Rose'un orijinalliğini ve yenilikçi yapısını seviyorum. Ama bu şişelerden vazgeçmeleri gerek artık. Lütfen! :P


Golden Rose 93 jel yapıda kırmızı-turuncu arası bir oje. Ojeler kurumadan önce parlak parlak durur ya hani. Golden Rose 93 kuruduktan sonra da o parlaklığını kaybetmedi! Bu yüzden kendisini umduğumdan daha fazla sevdim. Yapısı oldukça ince. 3 kat sürmekte fayda var malesef :( Fakat o parlak duruşu beni cezbetmeye yetti 




Bu arada uzun zamandır hiç bu kadar kötü sürmemiştim bi ojeyi :/ Bu aralar hep böyle sürüyorum. Hal böyle olunca da fotoğraflamaktan vazgeçiyorum. Ellerim titrekleşti. Tırnak diplerim kurudu sanki. Bi tuhaflaştı her şey... İçime sinmiyor.

Hoşçakalın

14 Haziran 2012 Perşembe

Sally Hansen-I Pink I Can - Chissa 337

Chissa 337'yi bütün ojelerimin üzerinde denemek istiyorum demiştim ya, denemeye başladım bile. Öncelikle 337'nin de içinde barındırdığı simlerin renginde olan mavi ve pembe tonlu ojelerin üzerinde denemek istedim. Yani mavi ve pembe tonlarının üzerinde muazzam olacağını düşünüyorum 337'nin.
Ennn tatlı pembe tonu olan Sally Hansen i pink i can'in üzerinde de çok güzel durmamış mı?


Chissa 337'yle tam anlamıyla aşk-nefret ilişkisi içerisindeyiz. Kattığı görüntüye bayılıyorum o yüzden bütün ojelerimin üzerinde onu görmek istiyorum. Ama kuruması imkansız bir oje olduğu için sürdükten sonra oldukça kin dolu olan bazı sözlerime maruz kalıyor :P 


Makinemin yine güzelliğini yansıtmakta yetersiz kaldığı görüntülerden birisi oldu bu kombinasyon. Gün ışığı tamam da bir de güneş vursa öyle çekebilsem fotoğrafları! 


Gördüğünüz gibi iki parmağım sola iki parmağım sağa bakıyor :D
Parantez gibi. Çarpık parmaklıyım :P


Hoşçakalın :*

Hello Kitty Lipgloss 07

Bir lipgloss aşığı değilim. Hatta sevmem, hiç sevmem kendilerini. Ama bazen saçların toplandığı (sanırım en son lisede yaptım bunu :P ) günlerde hafif ıslak görünümlü dudaklar göze cazip gelebiliyor. 


Hello Kitty lipgloss sanırım beni en rahatsız etmeyen glosstur şimdiye kadarki kullandıklarımdan. Dudaklardaki o ağırlık hissine katlanamıyorum genelde. Ama bu glossun yapısı o kadar yağlı ve ağır değil. Yormadı beni. Bir de misler gibi kavun kokuyor ki kavun sevmesem de kokusuna bayılırım ♥ O yüzden çok bayılmasam da sevdim ben bu glossu 


Ambalaj tasarımı yine harika yine harika! Ayrıca her ne kadar ben direkt kaldırıp atsam da ürünlerin kutulu olmaları daha özenli daha güzel geliyor bana. 


Bütün Hello Kitty ürünlerinde olduğu gibi bu ürünün de kutusunda içeriği hakkında bilgilendirme mevcut. 

Bu fotoğraf glossun rengini tam olarak yansıtıyor. Renk tonu çok hoşuma gitti fakat açıkçası dudağa verdiği renk çok "renksiz" kaldı. Keşke ambalajda görünen rengi dudakta yakalayabilseydim. 
O zaman belki de bütün bir yaz sıkılmadan kullanabilirdim. 


Malesef bunu bir kez daha anladım ki ben gloss insanı değilim. Elimde onlarca gloss var hangi akla hizmetle satın aldığımı bilmediğim. Renklerin cazibesi sanırım tam o anda devreye gidiyor :)) Bu gloss da çekmecedeki diğer glossların yanında duracak sanırım :( Birkaç kez daha o mis kavun kokusunun hatrına kullanabilirim ama <3


Dudak fotoğrafı çekmek çok çok çok zor bu arada! :((



11 Haziran 2012 Pazartesi

Woo 517

Yaz iyice kendini gösterdiğinden beri bu tarz göz alıcı ojelere elim daha sık gider oldu. (Her ne kadar her sürdüğümü artık fotoğraflayamasam da) 
Woo'nun 517 numaralı ojesi gerçekten tam bir neon. Fotoğraflarda gayet klasik bir pembe gibi çıkmış ama kendisi oldukça göz alıcı. Hatta bakarken gözlerimi yoruyor :) 


Ojede akşamdan kalma yastık izleri durumu mevcuttu. Ben de ertesi gün üzerine bir kat daha geçtim. Yani gördüğünüz hali 3 kat sürülmüş hali. Ama 2 kat da gayet yeterli. Ben  üçüncü katı yalnızca çizgilenmeleri kapatmak amacıyla sürdüm.


Ojenin rengini çok beğendim fakat daha ilk sürüşümde oje fırçada topak topak oldu. Kıvamı bozulmuş ojelere benzedi sanki. Bu durum beni gıcık etti haliyle. Rengini çok sevsem de sürmekte zorlanacağım ojelere elim pek gitmiyor. Daha ilk kullanımdan böyle olduğuna inanamıyorum. Sanırım birkaç damla oje çözücü damlatıp bir iki sefer daha kullanırım. Sanırım...


Ama rengi çok çokkk güzel kesinlikle. Her ne kadar fotoğraflarda belli olmasa da ben buradayım diyor. 


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...