İzleyiciler

7 Temmuz 2012 Cumartesi

KPSS

Merhaba,

Netbook'umun şarj girişi bozuldu. Zar zor şarj ediyorum. Fazla güncel tutamıyorum bu yüzden blogu. Bilginize :)

Blogumda aylardır var olan kpss sayacı bugün sıfırlandı nihayet. Sınav hakkında söyleyecek pek bir şeyim yok. Dershaneye gittim fakat çok da sıkı hazırlandığımı söyleyemem. Okuduğum bölüm itibariyle az buçuk hazırlanmak da önümüzdeki senenin sınav giriş bileti dışında başka hiiiç bir sonuç doğurmuyor.


Genel kültür-Genel yetenek denemelerinde en az 80-85 net yapıp çıkmışımdır her zaman. O da en az. Yine o şekilde bir sonuç bekliyordum. Türkçe ve matematiği bitirdiğim anda saate baktığımda sınavın bitmesine beş dakika kalmıştı. İlk defa bir sınavda süre sorunu yaşadım. O 2 saat nasıl öyle geçti ben nasıl farkına varamadım hiçbir şey anlamadım. Son 5 dakikada da 10 coğrafyayı koşar gibi çözmeye çabaladım. Elimi sürmediğim 50 soru var. Yani sonuç tam bir FİYASKO!!!
Matematikten 30 da 30 yapacak olmanın gururunu yaşıyorum en azından. Sözel öğrencisi olarak haklı gururum! :P


Sonra o moralle İngilizce sınavına girdim. Bir saati de o şekilde kalem geveleyerek geçirdim. 


Sınavda sıralar yerlere monte edilmişti. Kitapçığa bakmam için öyle bir öne uzanmam gerekiyordu ki. Genel uyarılmışlık düzeyimin içine eden bir durum yaşadım yani. Üstelik 3 saatlik sınavdan çıkıp 1-2 saat dinlenip tekrar 2buçuk saatlik bir sınava girmek ne kadar verimli olur tartışılır!!! Neden eğitim bilimleri cumartesi yapılır anlamıyorum?! 


Eğitim bilimleri de oldukça kolay geldi. Hep alışık olduğumuz o uzuuuuuuuuuuuuuun paragrafları göremedim. Hep kafa yoran cinsten olan sorular gayet netti, temizdi... Hayret.


Kısacası 1 yıl daha öğrenciyim. Bu yıl zaten kazanmayı pek hakettiğimi düşünmüyorum. Hiç emek vermedim diyemem ama gereken emeği kesinlikle vermedim. Ama okul öncesi öğretmenliği, pdr gibi bölümler okusaydım bu puanla 3 ay sonra görev başında olacaktım. Canımı sıkan nokta da burası. Hepimiz 4 sene boyunca eğitim fakültelerinde öğrenim görüyoruz. Kimi 70 puanla en güzel şehirlere atanabiliyorken ben 85 puan da alsam atanamıyorum. Benim 90 puan alıp en ücra köşelere gitmek için bakalım kendimden kaç sene daha vermem gerekiyor...

Gerçekten hakeden arkadaşlarım vardı. Umarım onlardan güzel haberler gelir. "Çalışırsam 90 puan alabilirim." diyebileceğim birkaç güzel örneğe ihtiyacım var.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Hello Kitty Top Allık No:01

Hello Kitty terracotta allıktan daha önce şurada bahsetmiştim. Lipgloss ile ilgili yazımı ise buradan okuyabilirsiniz. Hah o zaman şimdi top allığa geçebiliriz :)

Ambalaj tasarımı yine çok güzel. 


Ürünün renk tonunu çok beğendim. Yaz günlerine oldukça yakışacak bir renk. 
İçerisinde sim yok. 
Bütün Hello Kitty ürünlerinde olduğu gibi baskın bir kokusu var. Kötü bir koku olmasa da birçok kişi rahatsızlık duyabilir. 
Pigmentasyonu fena değil. Ne çok fazla ne de çok az. Orta karar. Bu yüzden risksiz. 
Siyah kapağın altında bir de plastik kapağı var. Topların sabit durmasını sağlıyor. Kırılmaları büyük ölçüde önleyebilir ama yine de çantaya at çık tarzı bir ürün değil.
Genel olarak sevdim fakat topların renk tonlarının daha çeşitli olmasını isterdim. Farklı bir rengin değil de aynı rengin açığa doğru 3-5 tonu olabilirdi. 
Paraben içeriyor.


Ürünün fiyatı 35.99 tl.
20 gr.
24 ay ömrü var. 


Uygulamalı halini göstermek isterdim fakat cildim şu sıra pek iyi durumda değil. Kpss'ye birkaç gün kala ne idüğü belirsiz sivilceler peydah oldu yüzüme. Affınıza...


İstanbul'da yaşayanlar Hello Kitty cornerını Cevahir AVM'de bulabilirler.

Sevgiler ^.^

29 Haziran 2012 Cuma

Can Acısıyla Yazılmış Bir Yazı :P

Merhaba,

Okulum bitti, boşluğa düştüğümü fark ettim. Bu yıl Kpss'de başarılı olamayacağımın da bilincindeyim. Bu yüzden birkaç ay bir yerlerde çalışmak istedim yaz için. 

Yaklaşık bir aydır gördüğüm iş ilanlarına bakıyorum. Gir-çık yapacak işçi istemiyor hiçbir işveren doğal olarak. Tecrüben var mı sorusuna hayır dediğiniz anda suratları düşüyor hepsinin. Tecrübe kazanmak için de tecrübesizken çalışmak gerekmiyor mu??? 



Evde olmak beni çok bunaltmıştı. Sabaha kadar otur, öğlene kadar uyu rutinleri canımı çok sıkıyordu. Ama bahsettiğim işverenler bir öğretmen adayını tezgahtarlığa, garsonluğa layık göremiyorlardı.  Belki lise mezunu olsam hadi gel çalış diyebilirlerdi. O zaman daha becerikli olacağıma inanırlardı, eminim...

İyice "Amaan çalışmıyorum!" moduna girmişken tesadüfen sorgusuz sualsiz bir işe girdim. Garsonluk, ha pardon komilik... 3 gündür çalışıyorum bahsettiğim işte. Sabah 7'de işbaşı yapıp akşam 7'de çıkıyorum. Çalıştığım 12 saatin sadece 15 dakikasında yemek yemek için oturuyorum. Bir de ayaklarımın ağrısından ağlayacak dereceye geldiğim anlarda tuvalete kaçıp 2'şer 3'er dakika oturuyorum klozetin kapağını indirip. Tam 12 saat boyunca en fazla yarım saat oturuyorum kısacası...
Böyle de resmi giyiniyoruz işte. Siyah kumaş pantolon, beyaz gömlek... Klimasız güneşin bağrında daracık gömlekle ne halde olduğumu tahmin edersiniz...



Dün akşam 12 saatimi doldurduğumda çıkacakken patrona çıkıyorum diye söyleyeyim dedim. "Ben çıkabilir miyim?" dememle direkt saatine baktı. Dakikamı kontrol etti. 15 dakika geç söyledim üstelik hemen kaçmaya hevesli diye geçirmesin içinden diye. O an o saatine bakınca gözlerim doldu. İnsan olduğunu unutuyor insan böyle durumlarda. Son damlana kadar tüketiyorlar. Çünkü o patron, sen işçisi... Müşterilerin gerzekliğinin önüne geçiyor patronların embesilliği.

Ömür boyu bu tarz yerlerde çalışmak zorunda olanları düşünüyorum... Yazık ya. "İnsan" bu kadar değersiz olamaz. İnsan ağrıdan tuvalete kaçıp kaçıp oturacak kadar değersiz olamaz. Tamam çok ezik bi yazı oldu ama 3 gündür çok ezik bir haldeyim, anlayın :) Abimle dün kazandığımız günlüğü hesaplıyoruz. Onunki 100 lirayken benimki 20 lira. Şaka gibi değil mi?

Dershanede öğretmenlik de yapabilirdim ama Türkçeye pek ilgi yok bu tarz yerlerde. Zaten onların da bahsettiğim işverenlerden farkı yok. Stajyer sıfatıyla beş kuruş almadan bir seneni onlara vereceksin ki daha sonra 3-5 kuruş alabilesin. 

İşverenlerin profesyonellik gereği böyle davrandığını düşünüyorum bazen de. Ama o zaman insan değil robot çalıştırsınlar. 



Bu arada babası zengin diye patron olan patronumuz benden en fazla 5 yaş büyük olmasına rağmen bana "kızım" diye hitap ediyor. Ama bugün bunun için nasıl olduysa(!) özür diledi. Önce canım dedi, sonra canancım dedi, en son çıkarken de görüşürüz hayatım dedi. Dümbük! 



Bu arada saat daha 10 ve benim deli gibi uykum var. Ayaklarımı eski bir tarakla yavaş yavaş kaşıyorum eve geldiğimden beri :D Nasıl acı içinde olduğumu görün :D Ayaklarım kan dolaşımı manyağı oldu. 3 günlük emeğim bari ziyan olmasın diye 4 gün daha çalışıp haftalığımı alıp defolup gidicem. Yani şafak 4! Bekle beni sabah uykusu, bekleyin beni üzerine bastığımda canımı acıtmayan ayaklar. Ühühüüü :( 


En azından eğer birgün işveren olursam müşteriye verdiğim değerin elimin altındakilerin suyunu çıkararak gösterilmeyeceğini bilirim. Eee, ne demiştim, tecrübe...

22 Haziran 2012 Cuma

Alix Avien ShinePlus No:? + Chissa 337

Bir şeyin b.kunu çıkarma konusunda üstüme tanımıyorum :D Chissa 337'le yapışık ikiz gibi geziyoruz haftalardır. Bütün ojelerimin üzerine sürüyorum. Aynı şey Alix Avien'in numarasını bilmediğim bu ojesi için de geçerli. Başka ojem yokmuş gibi elim haftada bir buna gidiyor. Yazının ilk cümlesini bir kez daha tekrarlamak istemiyorum :P


En fazla 2 kullanımlık kaldı Alix Avien'imin dibinde :( Elimde buna benzer birkaç tane daha oje var ama yeşil tonu daha ağır basan ojeler onlar. Sanırım onlardan birinin içine birkaç damla mavi damlatıp yeni Şaynpılasımı kendim üreticem. Dedim ya shit'ini çıkarma konusunda üstüme yok.


Chissa 337 ile yaptığım diğer kombinasyonlar şurada ve şurada. En güzel hangisi olmuş???


Bu arada ara sıra ojelerimizi şöööyle bir çalkalamamızda fayda var diye düşünüyorum. Bu sebepten ötürü bütün hazinemi döktüm ortaya. Son sayıma göre 170-180 arası ojem var :P Arada birkaç tane de kaçak olabilir. 


Fazla klişe olacak ama, "hepsi de benim bebeklerim" 




20 Haziran 2012 Çarşamba

Flormar Supermatte M108

Flormar M108'in içine 5-6 damla opak beyaz oje damlattım. Açıkçası M108'in ilk halini hiç sevmiyordum. Böyle benim için daha sürülesi bir renk çıktı ortaya. Pudra rengi :)


Tırnaklarım seviye atladı, artık sarı değil turuncu oldular. O yüzden rakı beyazı oje sürmek benim için mazide kaldı. Bazen canım açık tonlar şeffaf ojeler sürmek istiyor ama sırf o turunculuğu kapatamadığım için vazgeçiyorum. Flormar M108'in rengini biraz açarak bu zamanlar için biçilmiş kaftan haline getirdim diye düşünüyorum :p 


Kahve tonlu ojeleri hiçbir zaman sevmedim, sevemedim. Bu rengi de seveceğimi hiç düşünmüyordum ama çok kibar durdu. Garip bir şekilde çok beğendim. 


Avon Color Trend Ruj - Raisin Wine

Color Trend rujlarla daha birkaç ay önce tanışma fırsatı buldum. Bu fırsat tabii ki böcelerin böcesi özi sayesinde doğdu :) Kendisi bana bi sürü cici ojeyle birlikte color trend'e ait 2 de ruj gönderdi. O iki rujdan Raisin Wine'ı gösterme zamanı şimdi! :) Teşekkürler tekrar canım özicim :) 


Kızıl saçlı olduğum için (sanki doğal kızılmışım gibi konuştum ama öyle değil, işin sırrı tabii ki koleston'da :P ) kendime her ruju yakıştıramıyorum. Kırmızı sürünce çok boğuyor. Pembeler de saçlarımla çok zıt duruyor. Pembeyle kırmızıyı oldum olası sevmem zaten birlikte. Saçlarımla sırıtmaması açısından böyle ara tonları seviyorum rujlarda. Raisin Wine'ı da çok sevdim. Uzunca bir süre de kullandım. Fakat yanına yeni rujlar gelince azıcık unutulmaya yüz tuttu sanki :(


Color Trend rujlar hakkında kuruttuğuna dair çok yazı okudum. Doğru, çok nemli rujlar değil bu serideki rujlar. Ama Flormar'ın rujları (pretty serisi hariç) ne kadar kurutuyorsa bu da o kadar kuruttu işte. Bu fiyata göre çoook iyi yani! Kaldı ki rujları kalın bir tabaka halinde sürmüyorum. Hafifçe dokundurup elimle dağıttığımda hem görüntü çok doğal oluyor hem de bahsedilen kuruluk sorununu yaşamıyorum. Kısacası ben Color Trend rujları çok sevdim. Etrafımda bir Avon satış temsilcisi olsa birkaç rengini daha almak isterim.


Yukarıdaki fotoğrafta ruju farklı yoğunluklarda uyguladım.


Son olarak kocaman bir muck size :P
Özi'nin blogu'na gitmek içinTIKTIK :)



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...